ein Bild ein Bild


   
  Serkanweb
  Şiir 2
 
SANA ONLARI ADAYACAĞIM
Sana onları adayacağım
          ekmeğime katık, aşımın ateşi
                   acılarımla başbaşa kalmak istiyorum
                           yalnız onlar anlıyorlar beni
                                 ve yalnız onları dinliyorum

hayatıma girdin madem 
       andacım ol hatıramı yaşat 
              ne beni anladığını söyleyen
                    ne de yüreğimin gedikli konuğu alsın
                         sen al acı
                              senin olayım
                                    beni sen kuşat 

madem ki  ayrılığa hüküm giymiş bu yürek
      artık ölmek için yaşamak gerek
            hayatımın gözelerinden
                 damıttığım bu şiiri bin kez ölerek
                       sana adamamı bekleme benden
                             gün gelir tütmez olursa ocağım
                                  acılar var bende duvağı açılmamış
                                        bekle, sana onları adayacağım.

Mustafa İslamoğlu

 
             Hümeyra
kına yakmasaydı annen
saçını yolarak taramasaydı
dağı kızdıran sen değilsin, biliyorum
şimdi kül olan saçların
dağınık kalsaydı
Koş Hümeyra koş
suyu seyret şöyle uzaktan
son bir kez daha bak şöyle uzaktan
minnacık ellerini aç, gerdir bileklerini
serçekuş yüreğini bir an sıkıca tut
sonra, savur göğe kocaman dileklerini

Ölürken gözlerini görmemeliydim Hümeyra
yalvaran, suçlayan vuran
ben her saniye öldüm
sense ateşin koynunda, yaşıyorsun hala
şu iki azap meleği gibi duran
gözlerini çek üstümden

Yaşayacaktın, hayatı görecektin
görecektin denizi görecektin gemiyi
binecektin hüzne el sallayacaktın
soluk soluğa 
savuşturmağa gelen seni

Başkalarının işlediği günahın
cezasını çekiyorsun Hümeyra
madem sefihlerle aynı

gemiyi paylaşıyorsun
dur, deli çocuk, çırpınma boşuna
yere geciyorsun
yalvarışın o yüzden çarpıp geri dönüyor
göğün duvarına
o yüzden gelmiyor
melekler yanına 

Mustafa İslamoğlu 

   AĞIT VE RAKS

Ben oyumu felakete veriyorum şeyda
sana dönük yanımda çengiler mat oluyor
saadet-zedelerin morga çevirdiği bir dünyada
bana alevden kostümlerle dans etmek düşüyor
ve şeyda ben oyumu felakete veriyorum
Yolum uzadıkça kabaran direncimi
her düştüğüm yeri öperek bileyliyorum
kolay gele demek de nerden çıktı şeydam
gürbüz doğumlarda bir nice ananın harcandığını
imbatla gelenin kabayelle gittiğini biliyorum

senin aldanmak dediğin bana merhem oluyor
gördüm kışı zorlu geçmeyen yılın baharını da
saksıya dikme gülleri ilk güneşle soluyor
işte bu kısrak yokuşta çatladı demen için şeyda
dünyanın tüm düzlüklerine kin besliyorum.

Geç bi yol, nazlı güleryüzlü şiirler yazamam ben
esenlik şölenleri bitti vakt-i cerağanda
vakt-i kahırda hüzün fasılları demidir bu dem
gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta
ama ne Raks'ı ne Ağıt'ı ben Endülüs'ü evetliyorum

Artık bol kahkahalı çok şükürleri bıraktım
esenlik bildirilerini harcıalem mutlulukları
denizi uslu gösteren kartpostalları yaktım
fakat şeydam bir avuç külü yakamadığım için
ben oyumu felakete veriyorum.

Mustafa İslamoğlu

35. YAŞ

Yaş otuz beş yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var
Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz
Ya gözler altındaki mor halkalar
Neden öyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayâl meyâl şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir,
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar
Nerden çıktı bu cenaze Ölen kim
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.

Neylersin ölüm herkesin başında,
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misâli o musalla taşında.

Cahit Sıtkı Tarancı 

 

           PAYDOS

Paydos bundan böyle çılgınlıklara!
Sert konuşmaya başladı aynalar.
Yetişir koştum aşkın peşisıra;
Bitirdi beni bu içki, bu kumar

Ne saklayayım gaflet ettiğimi.
Elimle batırmışım gençliğimi;
Binip gideceğim en güzel gemi!
Aldığını geri vermez dalgalar.

Meyhaneler, sabahçı kahveleri,
Cümle eş dost, şair, ressam, serseri.
Artık cümbüşte yoksam geceleri
Sanmayın tarafımdan hiyanet var.

Yaş ilerliyor... Artık geçti bizden;
Kişi ev-bark edinmeli vakitken.
Gün gelince biz değil miyiz ölen
Cenazemiz yerde kalmasın dostlar!

Cahit Sıtkı Tarancı



 






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:
 
 
serkanweb.tr.gg
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
eXTReMe Tracker

Bilgisayar ve İnternet

biber hapı arama </a Zirvedekilerin RehberiPagerank Checker